Forum

RODAJ NEDİR? NASIL YAPILIR?  

  RSS

motosiklet
(@motosiklet)
Üye Admin
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 690
25/07/2018 2:29 pm  

Altın elbiseli adam anlatımıyla rodaj nedir? nasıl yapılır?

Makinalardaki piston, grank yatakları, debriyaj, eksantrik, sipob'ların daha az devirlerde, adı üzerinde ''az devirde'' çalışması demek.

Motorun direkt ömrü ile ilgili Dakikada 3500 devir dönen bir motor, dakikada 7.000 devirde dönen motordan çok daha az sürtünme gerçekleştirir...

Dolayısı ile daha az sürtünmeden daha az aşınma ve ısı meydana gelir...

Chopper tarzı motorlar onun içindirki S.S motorlara göre ya da aşırı devirlerde çalışan tam cross motorların ömründen çok daha uzun km'ler sorunsuz ve daha uzun rektefiye aralığında çalışırlar.

S.S ve aşırı devirli makinalar hemen hemen 50 bin km'lerde muhtemelen başlayacak rektefiye ve revizyon istemeleri, bu tip motorların 14-16 bin devir aralığında çalışmaları ve çok yüksek devirlerde güç üretebilmelerinden kaynaklanır.

Burda dikkat edilmesi gereken tek husus, Motor yağını çok kaliteli ve dayanıklı yağlardan seçmek, bu tip motorları sürekli yüksek devirlere maruz bırakmamak. Bu sayede 70-100 bin km revizyon, rektefiye istemeden sorunsuzca kullanabilirsiniz.

Tüm bunlara ilaveten, Her ne türlü motor kullanırsanız kullanın, motor ömrü direkt ''Rodaj''ile birebir etkili, birde buna motorunuzun tüm bu km aralığında hararete maruz kalmaması etkilidir... Bunun nedeni ise, tüm motorlar fabrika işlemlerinde ''Sıkı'' yapılır ve sürtünme dolayısı ile daha fazladır... Bu rodaj döneminde sıkıştırılan, aşırı devir çeviren motorlar pek tabidir ki, Silindir gömleklerinden ve piston sekmandan aşırı derecede metal sıyırmasına sebeb olur. Siz böylece 20-30 bin km sonra ancak eksiyecek metali, daha yolun başında motorunuzdan ayırmış olursunuz. Ortalıkta çok yanlış dolaşan ve çok yanlış bir bilgi vardır...

Çokta tehlikelidir... ''İLK ZAMANDA BASMASSAN SAĞIR ALIŞIR..''

Hadi ya... Bizim bilmediğimiz motorların kulak sistemlerimi var acaba...

Kim çıkardı, kim ortaya attı ise bu lafı.. Bu aleme yapılmış en büyük kötülüğü yapmıştır.

Teknik bilgisi yeterli olmayan bir çok insan, bu yanlışa kapılıp daha yeni almış olduğu araca ve kendisine büyük kayıplar verdirdi. Eğer inatla yapıyor ise hala verdiriyor...

Bir yanlış bilgide ''ABİ BU MOTORLAR ZATEN FABRİKADA RODAJLANIYOR''

Sevgili arkadaşlar, artık hiç bir fabrikada motorlar öyle uzun uzun rodajlanmıyor.

Sebebi üretim hızı ve yakıt maliyetleri, bu işin aşırı zaman alımı... Nemi yapılıyor? Fabrikada 5-10 dk arası test ediliyor... Şimdilerde bu testleri bir çok fabrika aracı kendi parkurunda 1-2 km kullanarak yapıyor...

Bir problem olursa son yıllarda gelişen yetkili servislerde motor değişimi dahil her şey yapılıyor zaten.. yani topu bir bakıma servislere atıyor. Gelişen teknoloji ve malzemeler artık kolay kolay motor arızasına sebeb bırakmıyor...

Kullanma kılavuzu: Hiç bir kullanma klavuzunda aracınızı alır almaz basın, istediğiniz gibi kullanın yazmaz...

Şöyle yazar mesela...

ilk bilmem kaç km're aracınızı zorlamadan, şu devir aralığında kullanın,yada bilmem kaç km're aracınızda, km lerin üzerinde sürüş yapmayınız... Bütün yeni araçlar ilk yağ değişimine erken çağrılır....

Nedeni; Daha yeni yeni birbirine sürterek geçecek zaman içersinde birbirine alışacak parçalar ya da alışmaya çalışan parçalarc( bunlar hareketli tüm parçalardır. piston-seğman-krank-yatak, ekzantrik zinciri vb) dediğim gibi ilk çalıçma ve kullanma zamanında bir miktar metal'i motor içersinde sürtünerek açığa çıkartır. Bu metaller'in bir kısmı, eksozt'tan atıldığı gibi( eser miktarda), bir miktarda yağ'a karışır... İlk yağ değişiminde çok dikkat ederek çıkan kullanılmış yağ'ınıza bakarsanız, metalik boya rengindedir hemen, hemen.

Ne kadar metalik boya'dan uzak ise o kadar temiz rodaj yapmışsınız demektir...

Burda dikkat edeceğiniz diğer bir husus'ta her ne olursa olsun, Motor montaj esnasında oluşabilecek, kirler ve metal tozları işte bu ilk yağ değişiminde motorunuzun yağ filtresi ve yağ'ında birikir ve siz bunları ilk yağ değişiminden sonra temiz bir motorla tekrar bşlamış olursunuz.

TÜMBU İŞLEMİ, RAFTAN ALMIŞ OLDUĞUNUZ BİR CAM BARDAĞI YIKAYIP KULLANMANIZ'DAN BİR FARKI YOKTUR... Tüm benzinli araçlar için bu rodaj başlangıcında bir handikap vardır.

Ve göz ardı edilir hep. Motor içersinde silindirlerimizde sıkıştırma sağlayan pistonlar, üst kısmında bir kanal açılmış vaziyettedir ve bu kanllara '' segman'' ( bir tür bilezik) yerleştirilmiştir. Bu segmanlar iki ucu kesik olarak imal edilmiştir.

Bunun sebebi, segmanlar üzerine yerleştirileceği kanallardan bir miktar geniş olarak imal edilirler. bunun sebebi, içersinde yerleşeceği gömlekte (silindir) sıkıştırılıp, daraltılıp yerleşmesidir. Bu sayede silindir içerisinde açık bir yüzey bırakmamaktır.

şayet silindir içersinde iz kanalı, çizilmiş bir alan, bulunursa bu noktalardan sıkıştırma esnasında basınç kaybı'na yol açar. Bu basınç kaybı aslında sizin motorunuzun kompesyon, dolayısı ile güç kaybına, hatta bu istenmeyen kanallardan yanma odasına girmesi muhtemel ve kaçınılmaz motor yağını yakmaya başlar.

Bu konu 5 ay önce 3 defa tarafından motosiklet tarihinde düzenlendi

CevapAlıntı
motosiklet
(@motosiklet)
Üye Admin
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 690
25/07/2018 3:33 pm  

İşte motorunuz emsalleri gibi çekmez,eğzostundan mavi( yağ yaktığına işarettir..siyah duman yakıt karışımı düzensizliğidir. genelde yakıt -hava karışımı düzensizliğine işarettir..) duman çıkmaya başlar... Bu durum motorunuz soğukken daha belirgindir, nispeten ısınan motorlarda beraberinde genleşmeden sonra mavi duman kesilebilir...

ısındıktan sonra mavi dumanı kesmeyen motorlar, aşırı yağ yakıyor demektir.. kartelinizdeki yağ miktarı kısa zamanda azalmasına,hatta bitmesine sebeb olur.. Tek başına sebeb değildir... conta yakmış araçlarda da benzer durum yaşanabilir.

conta yakmış araç'ta aşırı ısıya maruz bırakıldığını sakın unutmayın. genelde motor yağına su karışımı-yada tam tersi durum yaşanabilir) Neden piston üzerinde bir kaç seğman yatakları vardır ? Seğman'lar dediğim gibi yanma odasında yakıt-hava karışımını sıkıştırmak üzere yapılmışlar,ve bu sistemin olmassa olmazlarındandır. Çok özel çelikten ısıl işlemlere tutularak imal edilmişlerdir.

Öyle sağlam dedimse çokm kuvvetli çelik malzemeler değillerdir. Buna örnek verecek olursam,bir törpü ile üzerinden metal talaşı almak çok zordur.( tornacıların kullandığı çelik elmasları düşünün..)..ancak çok kolayca kırılabilirler... Merak etmeyin,silindir içerisinde kolay kolay kırılmazlar ancak, kırılma vakalarıda sıkça görülür... şayet bu kırılan seğman silindir içerisinde çıkma eğilimi gösterir ise, yandı gülüm keten helva..

silindiri aşırı derecede çizeceği için kırılan segmanın bulunduğu silindir kullanılmaz hale gelebilir. İstenmeyen bir durumdur..tamir yolu,silindir motor bloğundan bağımsız imal edilmiş ise sadece o silindir değişerek yeni piston - segman değişimi ile kolayca çözüme kavuşur. şayet değil ise, rektefe ya da motor bloğu değişimine kadar varan işlemlerle karşı karşıya kalabilirsiniz...

Segman'lar iki ucu açık bilezik olarak yerleşeceği piston çapından büyük imal edilemezler. ancak geniş bir çapta imal edilirler ki adeta piston -ile silindir arasında bir ''YAY'' konumunda yerleştirilir ve çalışırlar..

işte bu ''Yay''durumu silindirlerimizi az da olsa bir aşındırmaya maruz bırakır... Piston üzerine farklı yerlerde ve uzaklıkta bulunan bu seğman'ların ucu birbirine aynı gelmeyecek şekilkde yerleştirilir. sebebi;şayet sağman kanalları aynı hizaya gelecek olursa,aradaki bu boşluktan sıkıştırma sızıntısı ve kartel yağının yine yanma odasına taşınması olayı meydana gelir...

Hatta sıkıştırma işlemi gerçekleşmeyeceği için motorunuz asla çalışmayacaktır.

Buji yağlanması veb bujinin işlemini görmemesi durumu,tamamen bu ve yukarda belittiğim yağ yakma olayından meydana gelir... Segmanlar farklı yerlerde ve farklı özelliklerde imal edilir ve piston üzerinde sırası ile neden yer alırlar? Pistonların kartele en yakın en son seğmanları ''her zaman yağ segmanı ''olarak işlem görür...

Kartel içersinden motorun her yüzeyine püsküren kartel yağını,açık silindir yüzeyini yıkamasından sonra krank hareketi ile çalışan pistonlardan yukarı çıkıp yanma odasına ulaşmadan silindir yüzeyinden sıyırma görevini yapar...

Yakıt sıkıştırmasına gerek duyulmaz..Zaten böyle bir görevide yoktur,diğer sıkıştırma seğman'larından daha kalın olarak piston üzerindeki yerini alır... Görevini yapamaz duruma gelen yağ segmanı dolayısı ile silindir yüzeyine yapışan motor yağını sıyıramayacağı için ''yağ yakma ve eksiltme kaçınılmaz sonuçtur.

Sıkıştırma sekmanları(kompresyon seğmanları) : Adı üzerinde hava -yakıt karışımını silindir içersinde yanma odasına hareket etmesini dolayısı ile tepe noktasına gelmiş hareketi ile aşırı basınç üretmek için pistonlar üzerinde bulunurlar. ( burda kafanız karışacak olursa,şeffaf bir şırıngayı inceleyin... Şırıngayı geri çekin. iğneyi üzerinden çıkartın. iğne deliğini parmağınızla tıkayarak pistonu ittirmeye çalışın...) İşte rodaj aslında tam bu noktada başlıyor.

Piston üzerindeki bu sıkıştırma seğmanları katiyen bir motor veya benzeri bir yağla irtibatı olmadan çalışır...

nerden bulacak ki zaten yağı... Bulsa zaten yakacak... peki nasıl çalışır bu metal metal'e sürten ve aşırı basınç'a maruz kalan segman'lar.. Sıkı durun.... Kullandığınız yakıttan...

kısaca silindire giren yakıttaki ''yağ''miktarından...

İşte ne kadar içinde bulursa...hemen telaşlanmayın, rahat rahat yakıt içersinde bulunurlar... Motorinle( mazot) la çalışan dizel araçlar bu yönden çok daha şanslıdırlar. Motorin bir çeşit ''petrol yağıdır. Daha doğrusu içersinde ''YAĞ'' miktarı çok daha fazladır. Benzin'de bir çeşit petrol yağıdır... ( sadece mineral yağı damıtılarak alınarak elde edilir.

içersinde kimyasal katkılar bulunsada oktan miktarına göre yağ durumu ayarlanır) Bu sıkışırma seğmanlarında meydana gelecek kayıplar, yakıt'ın bir miktarını kartel içindeki yağ'a karışmasına sebep olacaktır.

Ortaya çıkacak bu durum,kartel deki motor yağınızın incelmesine ( tıpkı boyaya katılan inceltici tiner gibi) ve kararmasına, viskozitesinin aşağı çekilmesine sebep olur.

Aracınız aşırı miktarda yakıt harcamaya başlar... İki zamanlı motorlar farklı bir teknikle çalışırlar ve kartellerinde yağ bulunmazlar.

İki zamanlı motorlar direkt olarak Yakıt-hava karışımını kartellerine çekerler..(Nargile gibi... ) burda nargileyi gözünüzün önüne getirerek daha rahat anlayabilirsiniz.). İki zamanlı motorlarda benzine bir miktarda mineral yağ katkısı yapılırak kullanılır..

bu yağ,aslında kartel içersinde bulunan krank-yatak vb.parçaların yağlanması için ihtiyaç duyulur. benzindeki yağ oranı bu parçaları yağlamaya yetmez. ( İki zamanlı motorların benzin'lerine yağ karıştırmayı unutursanız telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır.

tıpkı 4 zamanlı motorlarımızda kartel yağının olmayışı gibi..allah korusun) Bu kadar anlatımdan sonra gelelim asıl konumuza... İşte tüm bu açıklamalarımdan sonra; Motorlarımızı aldığımızda( her türlü motorlu araç) ilk kez çalıştırdığımızda parçalar çok daha yeni ve çalışan parçalar birbirine çok daha yakın ve sıkı olduğu için aşırı sürtünmeden dolayı ortaya çıkan ısı bir şekilde bu parçaların çok daha fazla genleşmesine sebeb olur...

işte bu aşırı ısınan parçalar çelik özelliklerinden taviz vermeye başlar ve sürtüne parçalar istenmeden de olsa birbirinden ''Talaş''koparmaya başlar.. Bu talaş odun talaşı olmayıp, bilakis sizin motorunuzdaki metallerden ortaya çıkar.

Motorlarda iki türlü soğutma sistemi vardır... Buna tüm kara-hava-deniz araçları dahildir.. DENİZ ARAÇLARI HAVA SOĞUTMALI MOTORLARLA ÇALIŞAMAZLAR, ÇÜNKÜ MUHATAP ALACAKLARI BİR HAVA BULAMAZLAR... Makina dairesinde kapalı bir ortamda hatta aşırı sıcak bir ortamda çalışırlar... burda su radyatörleri deniz suyu ile soğutulur... ( deniz suyu özel kanallarla radyatör sıvılarını soğutur.

Son zamanlarda bilhassa sintine su atığı bırakmamak için dışardaki hava aşırı bir besleme ile radyatörlere alınmakta, dolayısı ile sintine vb atıklar denize bırakılmamaktadır...

bu çok yeni bir uygulamadır. yeni gemilerde bulunur...

TÜM HAVA ARAÇLARI MOTORLARI..RADYATÖRSÜZDÜR...Bu araçlarda zaten hava ile direkt temas olduğu için teknik olarak kullanılmayıp,aslında riski bir bakıma alınmamıştır...allah korusun havada radyatör hortumu patlasa nerde durup değiştireceksiniz.

Birde yukarlardaki havanın -60,70 C.derece olduğunu düşünürsek... amaninnnnnnn...

Kara taşıtlarında her iki soğutma sistemi kullanılsada, hava soğutmalı araçlar pek tercih edilmemektedir...

Bu hava soğutmalı motorlarda en başarılı motorlar,Volkwagen-BMW-Porche-Magirus....dolayısı ile bu konuda Almanlar çok daha başarılıdır..Birde Tarım araçlarındaki motorlar kullanımm koşulları itibari ile hava soğutmalı olarak tercih edilirler...

Soğutma suyu ile beraber ,birde yağ soğutma radyatörleri varsa...tadından yenmez.... Nedeni; Aslında tüm yağlar ısınınca çok daha akıcı kıvamlarındadırlar... Yağı incelten sebeblerin başında ''Motor ısı''sı gelir. Isınan motor bloğu ve parçalar, beraberinde muhataplarını da ısıtır.

Isınan yağ hem erkenden özelliğini yitirir,( kızartma yağından farkı yoktur) hemde karararak aslında durumu size bildirse de tam yağlama işini yapamaz hale gelir..

İşte tam bu noktada ''yağ radyatörleri'' işin içine girer. şayet bir araçta motor yağ radyatörü mevcut ise bu çok çok güzel bir durumdur.

Isınan yağ, bu radyatörde soğuyarak hem viskozitesini düşürmez,hemde motor bloğunun su radyatörü ile birlikte aşırı ısınmasını önüne geçer,motor yağınızı daha uzun km'lere taşır,dolaysı ile bir yandan motorunuzu harika korurken,bir yandan'da servis almanızı uzatır...

Yağ radyatörüne sahip araçlar daha uzun aralıklarla yağ değişimi dolayısı ile ''servis' aralığı UZUN OLUR...

Peki rodaj için ne yapacağız. Çok kolay şeyleri yapacaksınız aslında...

1) Motorunuzu aşırı devirlere sokmadan servis manueline uygun kullancaksınız.

2) Aşırı sıcak havada motorunuzu kullanmayacaksınız. bu rodaj döneminde akşam üzerlerini ya da geceleri tercih edin.

3) Bu süreç içinde Şehir içi kullanımından sürekli kaçının... Buna kendinizi mecbur tutun..

4)Benzini yüksek oktan seçmeyin..95'den yukarı benzin almayın..

5)Motorunuzun deposuna yakıt aldığınızda (18-20 lt) 100 gram'ı geçmeyecek şekilde piyasada bulunan en kaliteli iki zamanlı motor yağı karıştırıp kullanabilirsiniz... ( litrede 5 gram'a tekabül edecek) bu yağın motorunuza zararı olmayacaktır.. emin olun.. FAZLASINA ASLA KAÇMAYIN.

Burda çok ince bir çizgi var...

Kullandığınız 2 zamanlı motor yağını mutlaka benzinle karıştırarak ilave edin...

Kullandığınız yağ castrol 2 T veya Shell olmasına özen gösterin..çok daha kalitelisini buluyorsanız paraya kıyın... alın.

Asla iki zamanlı yağ'ı aşırı miktarda kullanmayın, bu durum direkt yakıt enjektörlerine zarar verebilir. Atık ve tortu bırakan yağlar ya da aşırı kullanım Egzost katalizörlerinize zarar verecektir.

Servis'ler tarafından onaylanmazlar.

ancak karşıda çıkmazlar...

UNUTMAYIN,DİZEL ARACINIZA BENZİN KOYARSANIZ ORTAYA PAHALI BİR TABLO ÇIKAR,BENZİNLİ ARACINIZIN DEPOSUNA YANLIŞLKLA MAZOT KAYMANIZ HALİNDE BİR TEMİZLİKLE DURUM KURTARILIR...

MOTORUNUZA ZARAR VERMEZ..SADECE YAKITI YAKAMADIĞI İÇİN ARACINIZ ÇALIŞMAZ... HALBUKİ DİZEL ARAÇ..BENZİNLEDE ÇALIŞIR.

FAKAT BU DURUM YAKIT POMPANIZA VE MOTORUNUZA ÇOK ZARAR VEREBİLİR...

ARACINIZI ''RODAJ'' DÖNEMİNDE KULLANMA KILAVUZLARINA UYGUN OLARAK KULLANIN.

ZORLAMAYIN..BİRAZ SABREDİN... Bu dönemin ''İlk geceye benzetebilirsiniz... kendinizden nefret'te ettirebilir ya da kendinizi çok daha fazla sevdirebilirsiniz.

Bu durum tamamen sizin elinizde olduğu gerçeğini unutmayın...

UNUTMAYIN...

MOTORLARIN CANLILARDAN TEK FARKI. MARŞINA BASTIĞINIZ ANDA ÇALIŞMALARIDIR.... ))))     

Kaynak: cbfturkiye.org


CevapAlıntı
Share:

Facebook Yorumları